Anneliğin trajikomik hâlleri

MÜJDE IŞIL – Önce İbrahim Büyükak ve Yasemin Sakallıoğlu’dan “Mutluyuz” girdi vizyona, sonra Doğu Demirkol’un “Yaşam Koçu”. Gupse Özay’ın senaryosunu yazıp başrolünü üstlendiği “Lohusa” bu yapımlar arasında hem en iddialısı hem de en iddiasızı. Aynı zamanda senaryosu en olgunca yazılmışı.

Gupse Özay her ne kadar şöhreti televizyon dizisinde yakalasa da hep sinemaya ağırlık verdi. Birinde yönetmenliği de üstlendiği “Deliha” serisinde erkek Fatma’vari bir karakter yaratırken “Görümce” (onu da “Lohusa” gibi Kıvanç Baruönü yönetmişti) ve “Eltilerin Savaşı”nde ise kadının kadınla rekabetine odaklandı. Kendisinin yarattığı bu hikâyelerin kahramanları problematik, sorunlu tiplemeler olduğundan ona hem oyunculukta hem de senaryoda geniş bir mizah alanı açmıştı. Özay yeni filmi “Lohusa”da daha dingin, daha hikâye odaklı yeni bir yola adım atmış. Bu yüzden ‘hem iddialı hem de iddiasız’ tanımı “Lohusa” için uygun düşüyor. Önceki filmleri kadar güldürmeyi merkezine almamış örneğin. Ama bunun yanında senaryo yazımında ve hikâye bütünlüğünde önceki filmlerinden çok daha yetkin, olgun bir dil oluşturmuş. Seyirciye kahkahalar attırmak yerine ‘dert otaklığında buluşalım’ diye seslenmeyi tercih etmiş. Özay’ın gülmeye odaklı kitlesi için belki riskli bir tercih ama kadın (özellikle anne) seyircinin gönlünü fethetme potansiyeline de sahip. Dram tarafı daha ağır basıyor “Lohusa”nın. Özay bu sefer kadının kadına dünyayı dar ettiği değil, babanın anneyi çocuk bakımında tek başına bıraktığı, kadının kendi kendisiyle mücadele ettiği gerçekçi bir dünyayı anlatıyor. Erkeklerin hayalete dönüştüğü ve çocuğun tüm sorumluluğunun kadınlara kaldığı annelik sürecindeki hataları eleştiriyor. Tabii ki yine mizahı eksik etmiyor; korku filmi göndermesi ya da rüya sahneleri gibi… Özay, küfürlerin havada uçuştuğu komedi filmlerimiz arasında “Lohusa”da (kullanmaktan kaçınmasa da) dozunda kalmaya özen göstermiş. 

“Lohusa” Gupse Özay’ın en çok güldüren değil ama hikâyenin uzamasına, ağırlaşan drama, tekrara düşen kısımlara rağmen en olgun senaryosu olarak dikkat çekiyor. Komedinin ve kavuğun erkekten erkeğe devrolduğu mizah dünyamız için bu değerli bir kazanım elbette.

İnsandan yaratığa dönüşüm

Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmi olarak gösterilen “Le règne animal/Hayvan Krallığı”, anlaşılamayan bir mutasyon sonucu bazı insanların hayvana dönüştüğü bir dünyayı anlatıyor.

Bu yaratıklardan bazıları yetkililer tarafından ele geçirilmeden kaçmayı başarır. François oğluyla birlikte dönüşerek ormana kaçan karısının peşine düşer. Yönetmenliğini ve senaristliğini Thomas Cailley’nin üstlendiği filmde memelilerden eklembacaklılara kadar tüm hayvan türlerinin tasarımını İsviçreli çizgi romancı Frédérik Peeters yapmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x